|
Hazreti İsa'nın yeryüzüne dönüşünün
yaklaştığını gösteren çok sayıda alamet
vardır. Bu alametler bizlere Kuran'da,
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde,
çeşitli İslam alimlerinin açıklamalarında
bildirilmiştir. Bunların yanı sıra
Tevrat ve İncil'de de kıyamet öncesi
dönem ve Hz. İsa'nın yeryüzüne dönüş
zamanı hakkında bildirilen çeşitli
olaylar mevcuttur. Tüm bu kaynaklarda
bildirilen olaylar bizim için Hz.
İsa'nın ikinci kez yeryüzüne dönüşünün
yakınlaştığını bildiren birer haberdir.
Kıyamet
Alametleri
Birbiriyle
Desteklenen Elçiler
Elçilere
Karşı Gelenler
Tevrat
ve İncil'deki Açıklamalar

KIYAMET ALAMETLERİ
Artık onlar, kıyamet-saatinin
kendilerine apansız gelmesinden başkasını
mı gözlüyorlar? İşte onun işaretleri
gelmiştir. Fakat kendilerine geldikten
sonra öğüt alıp-düşünmeleri onlara
neyi sağlar? (Muhammed Suresi, 18)
Yukarıdaki ayette görüldüğü gibi,
Allah kıyamet alametlerinin bazılarını
Kuran'da bize bildirmiştir. Allah
Zuhruf Suresi'nin 61. ayetinde Hz.
İsa için, "Şüphesiz
o, kıyamet-saati için bir ilimdir..."
şeklinde buyurmaktadır. Peygamber
Efendimiz (sav) de bir hadis-i şerifinde
şöyle buyurmuştur:
İsa bin Meryem
adil bir hakim ve adaletli bir imam
olarak inmedikçe kıyamet
kopmayacaktır… (Sünen-i
İbni Mace, 10/340)
Kuran'da ve hadislerde görüldüğü
gibi Hz. İsa'nın yeryüzüne tekrar
dönüşü kıyametin yaklaştığının alametlerindendir.
O halde kıyametin diğer alametleri
de Hz. İsa'nın gelişinin yaklaştığını
gösteren alametler olarak değerlendirilmelidir.
Bu nedenle ilerleyen sayfalarda gerek
Kuran'da gerekse Peygamberimiz (sav)'in
hadislerinde bildirilen kıyamet alametlerine
Hz. İsa'nın gelişinin alametleri olarak
yer verilecektir. Bu alametler incelendiğinde,
birçoğunun arka arkaya belirli bir
dönem içinde gerçekleştiği açıkça
görülecek, Hz. İsa'nın gelişinin yakınlaştığı
net olarak anlaşılacaktır.

BİRBİRİYLE DESTEKLENEN ELÇİLER
Geçmiş peygamberlerle ilgili Kuran'da
verilen haberlere baktığımızda, Allah'ın
birçok peygamberi başka bir peygamber
veya ilim sahibi kul ile desteklediğini
görürüz.
Hz. Musa Allah'tan yardım dilemiş,
Allah kendisine şöyle buyurmuştur:
(Allah) Dedi ki:
"Pazunu kardeşinle pekiştirip güçlendireceğiz;
sizin ikinize de öyle bir 'güç ve
yetki' vereceğiz ki, ayetlerimiz sayesinde
size erişemeyecekler. Siz ve size
uyanlar galip olanlarsınız." (Kasas
Suresi, 35)
Hz. Musa'nın hayatına baktığımıza
Allah'ın onu başka kullarıyla da desteklediğini
görürüz. Bu konudaki ayetlerden bazıları
şöyledir:
Hani Musa genç yardımcısına
demişti: "İki denizin birleştiği yere
ulaşıncaya kadar gideceğim ya da uzun
zamanlar geçireceğim." (Kehf Suresi,
60)
Derken, Katımız'dan
kendisine bir rahmet verdiğimiz ve
tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz
kullarımızdan bir kulu buldular. Musa
ona dedi ki: "Doğru yol (rüşd) olarak
sana öğretilenden bana öğretmen için
sana tabi olabilir miyim?" (Kehf Suresi,
65-66)
Allah'ın başka bir peygamberiyle
desteklediği kullarından biri de Hz.
İbrahim'dir. Hz. İbrahim'in tebliği
üzerine Hz. Lut'un iman ettiğini Allah
Kuran'da şöyle haber vermiştir:
(İbrahim) Dedi ki:
"Siz gerçekten, Allah'ı bırakıp dünya
hayatında aranızda bir sevgi-bağı
olarak putları (ilahlar) edindiniz.
Sonra kıyamet günü, kiminiz kiminizi
inkar edip-tanımayacak ve kiminiz
kiminize lanet edeceksiniz. Sizin
barınma yeriniz ateştir ve hiçbir
yardımcınız yoktur." Bunun üzerine
Lut ona iman etti ve dedi ki: "Gerçekten
ben, Rabbime hicret edeceğim. Çünkü
şüphesiz O, güçlü ve üstün olandır,
hüküm ve hikmet sahibidir." (Ankebut
Suresi, 25-26)
Bu konuda bir örneği Peygamberimiz
Hz. Muhammed (sav)'in hayatında da
görürüz:
Siz Ona (Peygambere)
yardım etmezseniz, Allah Ona yardım
etmiştir. Hani kafirler ikiden biri
olarak Onu (Mekke'den) çıkarmışlardı;
ikisi mağarada olduklarında arkadaşına
şöyle diyordu: "Hüzne kapılma, elbette
Allah bizimle beraberdir." Böylece
Allah Ona 'huzur ve güvenlik duygusunu'
indirmişti, Onu sizin görmediğiniz
ordularla desteklemiş, inkara edenlerin
de kelimesini (inkar çağrılarını)
alçaltmıştı… (Tevbe Suresi, 40)
Allah'ın bir başka kulu ile desteklediği
peygamberlerinden biri de Hz. Davud'tur.
Hz. Davud ve Allah'ın melik olarak
gönderdiğini bildirdiği Talut ile
ilgili Kuran'da verilen bazı bilgiler
şöyledir:
Onlara peygamberleri
dedi ki: "Allah size Talut'u (melik
olarak) gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa,
ona göre daha çok hak sahibiyken ve
ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken,
nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık
(mülk) onun olabilir?" dediler. O
(şöyle) demişti: "Doğrusu Allah size
onu seçti ve onun bilgi ve bedenî
gücünü arttırdı. Allah, kime dilerse
mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü)
geniş olandır, bilendir." (Bakara
Suresi, 247)
Talut, orduyla birlikte
ayrıldığında dedi ki: "Doğrusu Allah
sizi bir ırmakla imtihan edecektir.
Kim bundan içerse, artık o benden
değildir ve kim de -eliyle bir avuç
alanlar hariç- onu tadmazsa bendendir.
Küçük bir kısmı hariç (hepsi sudan)
içti. O, kendisiyle beraber iman edenlerle
(ırmağı) geçince onlar (geride kalanlar):
"Bugün bizim Calut'a ve ordusuna karşı
(koyacak) gücümüz yok" dediler. (O
zaman) Muhakkak Allah'a kavuşacaklarını
umanlar (şöyle) dediler: "Nice küçük
topluluk, daha çok olan bir topluluğa
Allah'ın izniyle galib gelmiştir;
Allah sabredenlerle beraberdir."Onlar,
Calut ve ordusuna karşı meydana (savaşa)
çıktıklarında, dediler ki: "Rabbimiz,
üzerimize sabır yağdır, adımlarımızı
sabit kıl (kaydırma) ve kafirler topluluğuna
karşı bize yardım et."Böylece onları,
Allah'ın izniyle yenilgiye uğrattılar.
Davud Calut'u öldürdü. Allah da ona
mülk ve hikmet verdi; ona dilediğinden
öğretti… (Bakara Suresi, 249-251)
Başka ayetlerde de Rabbimiz Hz. Davud
ve Hz. Süleyman'a ilim verdiğini,
Hz. Süleyman'ın Hz. Davud'a mirasçı
kılındığını haber vermiştir:
Andolsun, Davud'a
ve Süleyman'a bir ilim verdik: "Bizi
inanmış kullarından birçoğuna göre
üstün kılan Allah'a hamd olsun." dediler.
Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve
dedi ki: "Ey insanlar, bize kuşların
konuşma-dili öğretildi ve bize herşeyden
(bol bir nimet) verildi. Gerçekten
bu, apaçık bir üstünlüktür." (Neml
Suresi, 15-16)
Buraya kadar bahsettiğimiz ayet ve
kıssalarda görüldüğü gibi Allah elçilerini
kimi zaman birbirleriyle desteklemiştir.
Rabbimiz Hz. İsa'yı da kutlu bir şahıs
ile destekleyecektir. Peygamberimiz
(sav)'in hadislerinde bildirdiği bu
şahıs Mehdi'dir.
"Mehdi" kelimesi "doğruya götüren"
anlamı taşımaktadır. Peygamber Efendimiz
(sav), Allah'ın, ahir zamanda meydana
gelen kargaşayı önleyecek, insanları
kurtuluşa ulaştıracak bir kulunu göndereceğini
bize bildirmiştir.Peygamberimiz (sav)'in
hadislerinde, çıkış yeri, zamanı,
yapacağı işler, özellikleri ile ilgili
detaylı bilgi verilen Mehdi'nin bir
özelliği de Hz. İsa ile beraber olacak
olmasıdır. Peygamberimiz (sav)'in
bu konuda pek çok hadisi vardır, bunlardan
birkaç tanesi şöyledir:
Kıyamete (Deccal
ile savaşa) kadar benim ümmetimden
bir grup hak üzere galip olarak çarpışacaktır.
Ve İsa b. Meryem gökten nüzul
ettiğinde onların emiri (Mehdi) kendisine,
"Gel bize namazı kıldır"
der. Ancak O "şu ümmete Allah'ın bir
ikramı olarak sizin biriniz, diğerlerinize
emirdir" cevabını verir. (Kitab-ül
Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir
Zaman, s. 80)
"İmamınız
kendinizden olduğu halde Meryem oğlu
(İsa aleyhisselam) içinize indiği
(imamınıza iktida ettiği) zaman
acaba nasıl olursunuz?" buyurdu. (Sahih-i
Müslim, c.1, s. 208)
"Meryem oğlu
(İsa aleyhisselam) içinize indiği
ve sizden (birini) imam yaptığı zaman
haliniz nasıl olacaktır?" buyurdu.
(Sahih-i Müslim, c. 1, s. 208)
Ümmetimden bir taife
kıyamet gününe kadar hak üzerinde
mukatele ederek (vuruşarak) muzaffer
olmakta devam edecektir." Nihayet
Meryem oğlu İsa iner ve Müslümanların
emiri ona: Gel, bize namaz kıldır,
der. Bunun üzerine İsa: Hayır, Allah'ın
bu ümmete bir ikramı olarak sizin
bir kısmınız diğer bir kısım üzerine
emirlersiniz, der. (Sahih-i Müslim,
c. 1, s. 209)
Bazı İslam alimleri de Mehdi ve Hz.
İsa'nın birarada olacaklarını detaylı
olarak açıklamışlardır. Bu açıklamalardan
birkaçı şöyledir:
Muhammed b.Resul
Berzenci:
Mehdi'nin varlığı
ve ahir zamanda zuhur edeceği, Peygamber
ailesinden ve Fatıma oğullarından
oluşu, tevatür ölçüsüne ulaşan hadislerle
açıklanmıştır ve bu hadisleri inkar
etmenin hiçbir anlamı yoktur... (Kıyamet
Alametleri, s. 192)
…Şurası da bir
gerçektir ki, İsa Mehdi'den hakimiyeti
almayacak; çünkü liderler Kureyş'dendir.
Madem insanlar arasında bu ikisi mevcut
olacak, öyleyse İsa (as) onun Emiri
değil de Veziri olacaktır. Bu sebepledir
ki Mehdi'nin arkasında namaz kılacak
ve ona tabi olacaktır…" (Kıyamet Alametleri,
s. 185)
İmam Rabbani:
Bir başka hadis-i şerifte ise, Resulullah
Efendimiz şöyle buyurdu:
"Ashab-ı Kehf,
İsa'nın yardımcıları olacaklardır."
İsa (as) Mehdi zamanında yere inecektir.
Mehdi, Deccal'in katlinde İsa'ya (as)
muvafakat eder. Onun saltanatı zamanında,
Ramazan ayının on dördünde Güneş tutulacaktır;
o ayın ilkinde ise ay kararacak. Bunların
oluşu, adetin ve müneccimlerin hesabı
hilafına (tahmin edilmeyen, umulmadık
şekilde) olacaktır. (İmam Rabbani,
Mektubat, c. 2, 380. Mektup, s. 1162-1163)
"Aradan bin
sene geçtikten sonra, Mehdi'nin gelişi
de bunun içindir. Onun mübarek
kudumünü (gelişini), Hatem'ür-resül
Resullullah (sav) Efendimiz müjdelemiştir.
İsa (a.s.) dahi aradan bin
sene geçtikten sonra, nüzul edecektir
(inecektir)..." (İmam Rabbani,
Mektubat, c. 1, 209. Mektup, s. 440)
Mehdi, Hz. İsa'dan bir süre önce
zuhur edecek ve önce İslam dünyasının
içinde fikri bir mücadele yürütecektir.
İslam'ın aslından kopmuş olan Müslümanları
gerçek imana ve ahlaka döndürecektir.
Hadislerde bildirildiğine göre, Mehdi'yle
aynı dönemde dünyaya yeniden dönecek
olan Hz. İsa ise, özellikle Hıristiyan
ve Yahudi dünyasına hitap edecek,
onları içine düştükleri hurafelerden
sıyrılıp Kuran'a göre yaşamaya çağıracaktır.
Hıristiyanların Hz. İsa'ya uyması
ile birlikte, İslam ve Hıristiyan
dünyaları tek bir inançta birleşecek
ve dünya "Altınçağ" olarak anılan
büyük bir barış, güvenlik, mutluluk
ve refah dönemi yaşayacaktır.
Mehdi'nin Hz. İsa'dan kısa bir süre
önce geleceği ahir zaman ile ilgili
önemli bir diğer kaynakta şöyle ifade
edilmektedir:
Mehdi, bu ümmetin
vasatı, Hz. İsa da ahiri olacaktır.
Vasattan kastedilen, Mehdi'nin
Hz. İsa'dan çok az bir süre önce geleceğini
ifade etmek içindir. Hz.
İsa da, ondan hemen sonra geldiği
için ahir olarak vasıflandırılmıştır.
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il
Mehdiyy-il Muntazar, s. 24)
O halde tüm bunlar bize göstermektedir
ki, Mehdi'nin çıkış alametleri aynı
zamanda Hz. İsa'nın da çıkış alametidir.
İlerleyen bölümlerde Allah'ın kutlu
peygamberi Hz. İsa'nın yeryüzüne tekrar
gelişinin yaklaştığını müjdelerken,
Mehdi'nin çıkış alametlerini de tek
tek anlatacağız.

ELÇİLERE KARŞI GELENLER
Allah bir ayette
"İşte böyle; Biz, her peygambere suçlu-günahkarlardan
bir düşman kıldık..." (Furkan Suresi,
31) şeklinde buyurmuştur. Ayette
açıkça belirtildiği gibi, her dönemde
Allah'ın elçilerine düşman olan, onları
engellemeye çalışan kişiler olmuştur.
Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci kez gelişinde
de kendisine düşman olanlar, karşı
çıkanlar olacaktır. Elbette bu düşmanların
başında olan, inkarcıların liderliğini
yapan, bir ayette dikkat çekildiği
gibi "kötülüğü
örgütleyip düzenleyen" bir
şahıs da olacaktır.
İşte bu şahıs, Peygamberimiz (sav)'in
hadislerinde Deccal olarak tanıtılır.
Deccal Arapça bir kelimedir, "decl"
kökünden gelir. Sözlüklerde verilen
manaya göre Deccal, "yalancı, hilekar;
zihinleri, gönülleri, iyi ile kötüyü,
hak ile batılı karıştıran, bir şeyi
yaldızlayıp gerçek yüzünü gizleyen,
bucak bucak her yeri dolaşan müfsid
(nifak koyan, bozan, fenalaştıran)
ve me'lun (Lanetlenmiş, kovulmuş)
bir kişidir."
Deccal ahir zamanda (dünyanın son
devirlerinde) ortaya çıkacak en büyük
negatif gücün adıdır. Hadislerde genelde
bir şahıs olarak tasvir edilmektedir,
ancak bu bir kişi olabileceği gibi,
şiddete ve vahşete eğilimli, şeytani
özelliklere sahip ve insanlara zulmeden
bir ideoloji de olabilir.
Ahir zaman gibi olağanüstü olayların
gerçekleştiği bir dönemde Allah'ın
elçisine düşmanlık yaparak şeytanın
sistemini hakim etmeye çalışacak olan
Deccal, tarihin belki de en şiddetli
inkarcılarından biri olacaktır. Nitekim
Peygamberimiz (sav) Deccal'in fitnesinin
büyüklüğünü şöyle tarif etmiştir:
Adem'in yaratılışından
kıyamete kadar geçen zaman içerisinde
Deccal'den daha büyük bir hadise yoktur.
(Tirmizi, s. 82; Müslim, Fiten: 126)
Hz. Muhammed (sav)'in başka hadislerinde
Deccal, kıyametin önemli alametlerinden
biri olarak haber verilmektedir:
Kıyamet on alamet
görülmedikçe kopmaz: Duman, Deccal,
Dabbetu'l arz, Güneş'in batıdan doğması,
İsa'nın yeryüzüne inmesi... (Büyük
Hadis Külliyatı, 5. cilt, s. 362)
Büyük İslam alimleri de Deccal'in
kıyamet öncesinde yeryüzüne geleceğini
kesin bir bilgi olarak aktarmışlardır.
Örneğin Ebu Hanife bu konu hakkında
şunları bildirmektedir:
Deccal'in, Ye'cüc
ve Me'cücün çıkması, Güneş'in batıdan
doğması, İsa (as)'ın gökten inmesi
ve diğer kıyamet alametleri, sahih
haberlerde varid olduğu vech ile,
haktır, olacaktır. (Ebu Hanife, Nu'man
b. Sabit (150/767), Fıkh-ı Ekber,
Çeviren: H. Basri Çantay, Ankara,
1982)
Hz. İsa ve Mehdi ile aynı dönemde yani
ahir zamanda yeryüzüne gelecek olan
Deccal'in yenilmesi için Allah Hz. İsa'yı
vesile edecektir. Peygamberimiz (sav)'in
bildirdiği gibi Hz. İsa, Deccal'i öldürecek
ve yeryüzünde İslam ahlakının tam olarak
hakim olduğu, kutlu bir dönemin başlamasını
sağlayacaktır. Hz. İsa'nın Deccal'i
öldürmesiyle ilgili bir hadis şöyledir:
Deccal, Hz. İsa'yı
görünce su içinde tuzun erimesi gibi
erir ve koşarak kaçıp gider. Hazreti
İsa (Deccal'in arkasından): -Benim
sana indireceğim bir darbe var, sen
bu darbeden hiç kurtulamazsın, der
ona (Filistin'deki Bab-ü Lüdd denilen
mevkide yani) Bab-ü Lüdd'ün şark tarafındaki
bab-ü Remle (Reml kapısı; Reml, Filistin''de
bir kasabanın ismidir) yanında yetişerek
Deccal'i öldürür. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret
ve Ahirzaman Alametleri, s. 496)
Büyük İslam alimi Bediüzzaman da
eserlerinde, ahir zaman ve Hz. İsa'nın
yeryüzüne ikinci kez gelişi konularına
çok geniş yer ayırmıştır. Özellikle
vurguladığı konuların başında ise
Hz. İsa'nın yeryüzüne geldiği sırada
dünya üzerindeki dinsizliği temsil
eden Deccal ile çok büyük bir mücadele
yürütüp, onu yeneceğidir. Bediüzzaman'ın
bu konudaki bazı açıklamaları şöyledir:
Hem alem-i insaniyette
inkar-ı uluhiyet (Allah'ın kainattaki
hakimiyetini inkar) niyetiyle medeniyet
ve mukaddesat-ı beşeriyeyi zir ü zeber
(karmakarışık) eden Deccal komitesini,
Hazret-i İsa'nın din-i hakikîsini
(gerçek dinini) İslamiyet'in hakikatıyla
birleştirmeye çalışan hamiyetkar ve
fedakar bir İsevi cemaatı namı altında
ve "Müslüman İsevileri" ünvanına layık
bir cem'iyet, o Deccal komitesini,
Hazret-i İsa'nın riyaseti (reisliği)
altında öldürecek ve dağıtacak; beşeri,
inkar-ı uluhiyetten kurtaracak. (Bediüzzaman
Said Nursi, Mektubat, 29. Mektup,
s. 441)
..."O kadar kuvvetlidir
ve devam eder; yalnız Hazret-i İsa
onu (Deccal'i) öldürebilir, başka
çare olamaz." rivayet edilmiş. Yani,
onun mesleğini ve yırtıcı rejimini
bozacak, öldürecek; ancak semavi ve
ulvi, hâlis bir din İsevilerde zuhur
edecek ve hakikat-ı Kur'aniyeye (Kuran
hakikatlerine) iktida (tabi olan)
ve ittihad eden bu İsevi dinidir ki,
Hazret-i İsa (as)'nın nüzulü (inişi)
ile o dinsiz meslek mahvolur ölür.
Yoksa onun (Deccal'in) şahsı bir mikrop,
bir nezle ile öldürülebilir. (Bediüzzaman
Said Nursi, Şualar, 5. Şua, s. 581)
Üstad'ın bu açıklamasında gerçek
İsevilik olarak adlandırdığı din İslam'dır.
Üstad'ın diğer açıklamaları da göz
önünde bulundurulduğunda bu durum
açıkça görülmektedir. Nitekim, hadis-i
şeriflerde de Hz. İsa'nın Kuran ile
hükmedeceği, Hıristiyanlığın batıl
inanışlarını ortadan kaldırarak, insanları
tek bir din altında -yani İslam ahlakında-
toplayacağı bildirilmektedir.
Tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı
gibi Hz. İsa ve Deccal aynı dönemde
yeryüzünde bulunacaklardır. Dolayısıyla
tıpkı kıyamet alametleri ve Mehdi'nin
çıkış alametleri gibi Deccal'in alametleri
de, Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci kez
gelişinin bir habercisidir. Yine ilerleyen
bölümlerde Deccal'in çıkış alametlerine
detaylı olarak değinilecek ve Hz.
İsa'nın gelişinin yakın olduğu bu
vesileyle bir kez daha vurgulanacaktır.

TEVRAT VE İNCİL'DEKİ AÇIKLAMALAR
Buraya kadar Hz. İsa'nın gelişinin
habercileri olarak hep İslami kaynaklardan
söz ettik. Bunlardan anlaşıldığı gibi
ahir zaman ile ilgili olarak elimizde
İslami kaynaklara ait çok sayıda bilgi
mevcuttur. Ancak her ne kadar tahrif
edilmiş olsa da İncil ve Tevrat'ta
da Hz. İsa'nın tekrar yeryüzüne gelişini
müjdeleyen çeşitli haberler bulunmaktadır.
Bu haberlerin doğruluğundan kesin
olarak emin olamasak da, Kuran ile
ve Peygamberimiz (sav)'in sahih hadisleri
ile mutabık olan açıklamaları göz
önünde bulundurmakta fayda vardır.
Çünkü İslami kaynaklarla mutabık olan
bu açıklamaların orjinal kalmış olma
ihtimali kuvvetle muhtemeldir.
Günümüzdeki Tevrat'ta Hz. İsa'nın
adı geçmemekte, ancak Hz. Davut soyundan
kurtarıcı bir Mesih'in geleceği bildirilmektedir.
Yahudiler Hz. İsa'nın İsrailoğullarına
peygamber olarak gönderilmesini kabul
etmemiş, onu inkar etmişlerdir. Bu
nedenle hala kendilerine gelecek olan
"Kurtarıcı Mesih"i beklemektedirler.
Ayrıca Tevrat'ın bazı bölümlerinde
son zamanlarda olacak olan olaylardan
bahsedilmektedir.
İncil'de ise bu konularda özellikle
de Hz. İsa'nın ikinci gelişi, bunun
işaretleri ve son zamanlar hakkında
çok sayıda açıklamaya rastlamak mümkündür.
Bu açıklamalarda Hz. İsa'nın gelişinden
önce ve sonra belirecek doğa olayları,
toplumsal hadiseler anlatılmaktadır.
Günümüzde, Peygamber Efendimiz (sav)'in
de hadislerinde detaylı olarak bildirdiği
bu alametlerin çoğunun önceki zamanlara
kıyasla dikkat çekici tarzda ortaya
çıktığına şahit olmaktayız. Önemli
olan söz konusu işaretlerin biri veya
ikisinin değil, hemen hepsinin birbiri
peşi sıra günümüzde ortaya çıkıyor
olmasıdır. Böylece içinde yaşadığımız
zamanın söz konusu ahir zaman olduğunu,
başta İslami kaynaklara göre, hem
de Tevrat ve İncil'e dayanarak söylemek
mümkündür.
İlerleyen bölümlerde ahir zaman ve
Hz. İsa'nın yeryüzüne dönüşüne işaret
eden Tevrat ve İncil açıklamalarına
da yer verilecektir.
|